BRCA 1 ve BRCA 2 Tarama Testi

BRCA 1 ve BRCA 2 Tarama Testi

BRCA1 ve BRCA2 tümor baskılayıcı genler olup normal hücrelerde genetik materyalin stabilitesini sağlayıp, kontrolsüz hücre bölünmesinini engellemeye yardımcı olurlar. Aynı zamanda hücrelerde DNA hasarlarının onarımına katkıda bulunurlar. BRCA 1 ve 2 genleri dominant olarak kalıtılır ve penetransları yüksektir. Bu genlerdeki mutasyonlar sonucunda tümör baskılayıcı proteinler üretilemez veya düzgün fonksiyon gösteremeyecek şekilde farklılaşırlar. Bunun sonucunda DNA hasarları uygun şekilde tamir edilemez ve hücreler kansere neden olabilecek genetik değişikliklere uğrarlar. Mutasyonlar sonucunda özellikle kalıtımsal meme ve yumurtalık kanseri gelişimine yatkınlığı arttırır.

BRCA1 ve BRCA 2 gen mutasyonları kalıtsal göğüs kanserlerinin yaklaşık yüzde 20-25’inde ve tüm meme kanserlerinin ise yaklaşık yüzde 5-10’unda görülmektedir. Buna ek olarak, genel olarak yumurtalık kanserlerinin yaklaşık yüzde 15 inde BRCA1 ve BRCA2 mutasyonu görülmektedir. BRCA1 ve BRCA2 mutasyonları ile ilişkili meme kanserleri daha genç yaşta ortaya çıkma eğilimindedir. Genel popülasyonda bir kadının hayat boyu meme kanserine yakalanma riski %12 iken, BRCA1 veya BRCA2 geni mutasyonları taşıyan bir kadın için bu risk %60-80 civarındadır yine benzer şekilde genel popülasyonda bir kadının hayat boyu yumurtalık kanserine yakalanma riski %1,4 iken, BRCA1 veya BRCA2 geni mutasyonları taşıyan bir kadın için bu risk % 15-40 dolaylarına çıkmaktadır.

Meme kanserine yatkınlık yaratan mutasyonlar başlıca BRCA1 ve BRCA2 genlerindedir.

Bunun yanı sıra P53,PTEN, STK11/LKB1, CDH1, CHEK2, ATM, MLH1, MSH2 genlerindeki mutasyonlar da meme ve/ veya yumurtalık kanserine yatkınlık yaratabilirler.

BRCA1mutasyonları rahim ağzı, rahim, pankreas ve kolon kanseri, BRCA2 mutasyonları da pankreas, mide, safra kesesi, safra yolları kanserleri ve melanom için de ilave risk getirmektedirler.

BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar yalnızca kadınlar için değil erkekler için de risk getirmektedir.BRCA2 geninde tehlikeli mutasyon taşıyan bir erkeğin, meme kanseri olma riski bu mutasyonu taşımayan bir erkekten 80 kat daha fazladır. BRCA1 geninde mutasyon taşıyan bir erkek prostat kanseri için bu mutasyonu taşımayan bir erkeğe göre 7 kat daha fazla artmış riske sahiptir. Ayrıca cilt ve sindirim sistemi kanserleri için de artmış risk söz konusudur.

BRCA1 ve BRCA2 genlerinde mutasyon görülme sıklığı etnik kökene bağlı olarak da değişmektedir. Özellikle Askinazi yahudilerinde bu genlerde mutasyon görülme sıklığı genel popülasyona oranla artmıştır. Ayrıca Norveç,Flemenk ve İzlanda ırklarında BRCA1 ve BRCA2 mutasyonu görülme prevalansının yüksek olduğu bildirilmiştir.

BRCA1 ve BRCA2 genlerinin mutasyon açısından taraması yapılabilir. Bireyin vereceği yaklaşık 5 ml kan örneği ile birlikte bu taramanın yapılması mümkündür.

Kanser sıklığı yüksek ailelerde öncelikle kanser tanısı konulmuş bireyde şüphelenilen mutasyonlara bakmaktır. Bunların sonuçlarına göre risk altında olduğu düşünülen diğer aile bireylerine de test yapılabilir.

KİMLERE BRCA 1 VE BRCA 2 MUTASYON TARAMASI YAPILABİLİR?

  • Birinci derecede akrabalardan (anne, kız kardeş, kız çocuk) ikisi meme kanseri ise ve bunlardan birine 50 yaşından önce meme kanseri tanı konulmuşsa;
  • Birinci veya ikinci derece akrabalarda (büyükanne, hala, teyze) üç veya daha fazlasında, tanı konulan yaştan bağımsız olarak, meme kanseri varsa;
  • Ailede, hem meme hem yumurtalık kanseri olan birinci ve ikinci derece akrabalar varsa;
  • Ailede yaştan bağımsız olarak yumurtalık kanseri olan birinci ve ikinci derece akrabalar varsa;
  • Birinci derece akrabalarda iki memesinde birden kanser varsa;
  • Ailede bir erkekte meme kanseri varsa;
  • Ailede pankreas, kolon ve tiroid kanserleri anlamlı ölçüde yaygınsa;
  • Aile bireylerinden birinde BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonu ile ilgili kanser öyküsü

Bu kriterlere sahip bireylerde ilk aşamada doğru genetik testlerin belirlenmesi için genetik danışmanlık verilmesi uygun olur.

Ailesinde BRCA1-BRCA2 gen mutasyonu olduğu bilinse bile çocuklarda sonuçların doğurabileceği psikolojik sorunlar göz önüne alınarak testin yapılması önerilmez. Bu durumda ancak ergenlik dönemini geçirmesinin ardından mutlaka genetik danışmanlık aldıktan sonra test yapılmalıdır.

Genetik danışma bu testin uygulanmasında çok büyük öneme sahiptir ve çok yönlü bir şekilde ele alınmalıdır. Bireyin kişisel ve aile öyküsü dinlenerek kapsamlı aile ağacı çizilmelidir. Bunun sonucunda bireyin kalıtsal kanser riski değerlendirilir. Daha sonra biraye uygun genetik testler belirlenmeli ve olası sonuçları hakkında bilgilendirilmelidir.Elde edilen sonuçların tıbbi etkileri konusunda bilgi sunulmalıdır.Tıbbi etkilerin yanısıra olması muhtemel psikolojik etkiler konusunda da bireye yardımcı olunmalıdır. En son aşamada mevcut aile bireyleri ve gelecek nesillerin sahip oldukları riskler konusunda birey aydınlatılmalıdır. Dolayısıyla bu sürecin konusunda profesyonel olan genetik hekimleri tarafından yönetilmesi uygun olacaktır.

TEST SONUÇLARI NE ANLAMA GELİR?
BRCA1 ve BRCA2 genlerinde yapılan mutasyon taramasının sonuçlarının değerlendirilmesi bu sürecin yönetilmesinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu genlerde patojenik mutasyon saptanması maligniteyi göstermez. Bu kişilerde bu genlerle ilişkili malignite gelişme riski artmıştır. Ancak patojenik mutasyon taşıyan birçok bireyde herhangi bir malignite gelişmediği gösterilmiştir.Bunun yanında malignite gelişimi olsun yada olmasın patojenik mutasyon taşıyan bireylerin çocuklarının ebeveynlerinde bu mutasyonu kalıtım yoluyla alma riskleri %50 dir. Ayrıca bu bireylerin diğer aile fertleri de bu mutasyonu taşıma riskleri konusunda bilgilendirilmelidir.

Pozitif test sonucu durumunda uygulanacak yöntemler çok çeşitlidir. Bunlar arasında en önemlisi tarama testlerinin sıklığının arttırılmasıdır. 6 ayda bir klinik meme muayenesi,mamografi ve MR (senede 1 şeklinde de önerilebilir), sıklıkla kişinin kendi kendine meme muayenesini yapması, 6 ayda bir pelvik muayene, senede bir transvajinal USG ve kanda çeşitli tümör markerlarının (CA-125 gibi) bakılması oluşabilecek kanserleri erken dönemde yakalamak ve tedavi şansını arttırmak konusunda oldukça önemlidir.

Proflaktik cerrahi yani risk taşıyan organların cerrahi olarak çıkarılması özellikle bireyin isteğine bağlı olarak uygulanabilecek bir yöntemdir. Bu amaçla bilateral mastektomi (Her iki memenin çıkarılması) ve bilateral salpingo-ooferektomi (yumurtalık ve fallop tüplerinin çıkarılması) uygulanabilecek cerrahi yöntemlerdir. Bu cerrahi işlemler bireyde malignite gelişim riskini azaltmasına rağmen hiçbir zaman bu riski ortadan kaldırmaz.

Son olarak bazı hormonal tedaviler malignite gelişim riskini azalttığı yönünde çalışmalar mevcuttur. Tamoksifen ve raloksifen türü ilaçlar meme kanseri gelişme riskini azalttığı gösterilmiştir. Aynı zamanda doğum kontrol haplarının kullanımı yumurtalık kanseri gelişim riskini azaltmasına rağmen uzun süreli kullanımında meme kanseri riskini arttırabileceği bildirilmiştir.

BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyon tarama testlerinin negatif çıkması durumunda bireyin değerlendirilmesi aile hikayesine bağlı değişkenlikler gösterebilir.

Aile bireylerinde tanımlanmış gen mutasyonu olan bireyde negatif gen sonucu çıkması oldukça açıktır. Bu bireyde veya çocuklarında mutasyonlu gen geçişi olmayacaktır. Bu bireylerde genel topluma oranla risk artışı yoktur. Bu durum kişiyi gereksiz cerrahi yöntemlerinin uygulanmasından koruyup psikolojik olarak rahatlatacaktır.

Bireyin aile hikayesinde aile hikayesinde gen mutasyonu olma olasılığı var ise ve bu bireyde mutasyon saptanmamışsa bu durum henüz keşfedilmemiş gen mutasyonlarının varlığından şüphelendirir ve negatif test sonucunda kesin bir kanıya varılmasını engelleyecektir. Bu durumda bulunan negatif sonuç genel olarak kalıtsal malignite riski düşük ancak diğer genetik, çevresel etkenler ve yaşam tarzına ait riskler devam etmektedir şeklinde yorumlanabilir.

Son olarak test sonucunda tarama yapılan genlerde daha önce maligniteyle ilişkilendirilmemiş değişiklikler saptanabilir. Genetik varyasyon olarak tanımlanan bu durumlarda daha çok araştırma yapılmalı ve sonuçlar hastanın tüm tıbbi sonuçlarıyla birlikte genetik danışman tarafında ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir.